TÜRKİYE İÇİN ÇIKIŞ YOLU YURT DIŞINDA YATIRIM!..


Osman Aksoy
Makina Mühendisi
Hayat Holding Genel Sekreteri

“Türkiye olarak, ekonomik gelişmemizin, milli gelirimizin ve büyüme hızımızın düzenli bir şekilde arttırabilmesini sağlamak için, ülkemizin ve dünyanın içinde bulunduğu durum da göz önünde bulundurularak çok köklü kararlar almak zorunda olduğumuz açık bir gerçektir. Büyümeyi sağlıklı bir şekilde sürdürebilmemiz, ancak ihracatımızı ve yurt dışındaki üretim ve satış faaliyetlerimizi arttırmakla mümkündür.”

Türkiye olarak, ekonomik gelişmemizin, milli gelirimizin ve büyüme hızımızın düzenli bir şekilde arttırabilmesini sağlamak için, ülkemizin ve dünyanın içinde bulunduğu durum da göz önünde bulundurularak çok köklü kararlar almak zorunda olduğumuz açık bir gerçektir.
Büyümeyi sağlıklı bir şekilde sürdürebilmemiz, ancak ihracatımızı ve yurt dışındaki üretim ve satış faaliyetlerimizi arttırmakla mümkündür.
Aşağıdaki tabloda görüleceği gibi son onbeş sene içinde ihracatımız düzenli ve istikrarlı bir artış göstermiştir.
Görüldüğü gibi 2000 yılında 28 milyar ABD Doları olan ihracatımız, son on sene içinde beş katı artarak 2011 yılında 134 milyar ABD Doları’na ulaşmıştır. Fakat sonraki altı yılda ise artış oranları çok düşmüştür. Hatta dünyada ve bölgemizde yaşanan olayların da katkısıyla ihracatımızda düşüşler yaşanmıştır. Köklü tedbirler alınmadan ihracatımızı yüksek oranlarda arttırmanın çok zorlaştığı görülmektedir.
Bunu sağlamak adına önümüzdeki dönemde, başta komşularımız olmak üzere az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere ve yeni pazarlara olan ihracatımızı arttırmamız çok önem kazanmıştır. Ancak ihracatçı firmalarımız burada, ihracatı zorlaştıran ve engelleyen çok ciddi problemlerle karşılaşmaktadırlar.
Türkiye halen yüksek teknolojili ve katma değerli ürün üretiminde istenen seviyede değildir. Genelde ihracatımızın büyük bölümü düşük teknolojili ürünlerdir. TİM (Türkiye İhracatçılar Meclisi) tarafından hazırlanan ve kg. başına ihracat birim fiyatını gösteren aşağıdaki tabloda bu acı gerçek tüm açıklığıyla görülmektedir.
Bu tabloyu değiştirmek ve yüksek katma değerli ürünler ihraç ederek kg. başına ihracat birim fiyatımızı en az iki katına çıkarmamız gerekmektedir. Ancak bunu çok kısa sürede başarmak mümkün değildir. Yüksek katma değerli ürünler üretmek ve ihraç etmek için çalışmalara devam ederken, bir yandan da mevcut ürünlerimizin üretim ve ihracatını arttırmanın yolunu bulmamız gerekmektedir.
Yukarda değinildiği üzere, Türk firmaları önümüzdeki dönemde önem kazanan ve faaliyetlerimizi arttırmamız gereken komşularımıza ve yeni pazarlara girişte yüksek gümrük vergileri ve diğer bazı engellerle karşılaşmaktadırlar.
Potansiyel Pazar olarak gördüğümüz az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, kendi sanayilerini geliştirmek ve korumak adına, hammaddeler için daha düşük oranlarda gümrük vergileri, yüksek teknolojiye sahip olmayan bitmiş ürünler için ise yüksek gümrük vergileri uygulamakta ve ithalatı zorlaştıran ve pahalılaştıran daha bir çok önlemler almaktadırlar. Sonuç olarak da Türkiye olarak hali hazırda ürettiğimiz ve ihraç etmeye çalıştığımız ürünlerle bu pazarlardaki lokal üreticilerle rekabet çok zorlaşmaktadır. Dolayısıyla yapmamız gereken çok önemli görevler vardır.
Bir taraftan yüksek katma değerli ürünler üretmek için yapılması gereken her şey yapılmalıdır. T.C. Devleti, son dönemlerde Ar-Ge faaliyetlerini ciddi şekilde desteklemekte ve büyük katkılar sağlamaktadır. Bu çerçevede ülkemizde çok sayıda Ar-Ge merkezi kurulmuş ve bir çoğu başarılı bir şekilde çalışmaktadırlar. Tüm kurum ve kuruluşlar bu güzel fırsatı çok iyi değerlendirmelidir. Bütün bunların bir sonucu olarak Ar-Ge harcamalarımız istikrarlı bir artış göstermiş ve son yıllarda ilk defa GSYiH’nın % 1’i civarına ulaşmıştır.
Tübitak tarafından yapılan bir çalışmada, Ar-Ge Harcamalarının GSYİH’a oranının: 2006 Yılında % 0,60, 2015 Yılında % 1,06 olarak gerçekleştiği görülmektedir. Ancak bu oranlar bile çok yetersizdir ve çok daha yükseklere çıkmak zorundadır. Bunun için gayretler sürdürülmelidir. Fakat kabul etmek gerekir ki kısa sürelerde çok büyük artışlar sağlamak çok da kolay değildir.
Bu durumda ülke olarak 2023 yılı 500 milyar ABD Doları ihracat hedeflerimizi nasıl gerçekleştireceğiz? Konu hakkında bazı öneriler aşağıda sunulmuştur.
İhracatımızı arttırabilmek için ihracatçılarımız ve iş adamlarımızın önündeki en büyük engel yukarda bahsettiğimiz ihracat pazarlarında karşılaştıkları yüksek gümrük vergileri ve diğer bazı korumacılık uygulamalarıdır. Yine en önemli engellerden biri de hedef ülkelerin finans ve bankacılık sektörlerinin fazla gelişmemiş olmasıdır. Yine KOBİ’lerin hedef ülkelerde, kendilerini ilgilendiren sektörler hakkında detaylı ve doğru bilgilere ulaşmalarında yaşanan zorluklar büyük bir engel olarak karşımıza çıkmaktadır. En kolay bankacılık işlemleri ve para hareketleri bile bazen zorluklarla yapılabilmektedir. Yine başta komşularımız olmak üzere gelecekteki hedef pazarımız olan ülkelerde, güvenli ve bizi gerekli şekilde temsil edebilecek müşteriler bulmaktaki zorluk yaşanan en önemli problemlerden biridir. Bu konuda meslek örgütleri, belirlenecek ülkeler ve sektörler için kapsamlı ve çeşitli kırımlara sahip detaylı pazar analiz raporları hazırlatmalı ve bu raporları talep eden firmalara ücret karşılığı vermelidir.
İhracatımızı ve genel olarak üretimimizi arttırabilmek için tek çare, Türk firmalarının yurt dışında konuşlanmalarıdır. Sadece ticaret düşünülüyorsa da, üretim planlanıyorsa da yapılacak olan budur.
Yurt dışında şimdilik üretim yapmayı planlamayan firmalarımız, hedef ülkelerde kendi ticaret firmalarını kurmalı ve Türkiye’den ihracatı kendi firmalarına yapmalıdır. Bu çalışma şekli, hedef ülkede, ürünlerin daha kolay, daha az riskle ve daha güvenli bir şekilde dağıtılabilmesini sağlayacaktır. Böylece yabancı müşteriden kaynaklanan risk faktörleri ortadan kalkacağı için daha fazla ihracat imkanı olacaktır.
Esas yapılması gereken ise, hedef ülkelerde üretim yapılmasıdır. Bu yapıldığı takdirde buralarda kurulacak tesislere hammadde ve yarı mamul ihracatı yapılabileceği gibi, yurt dışındaki faaliyetlerden de gelir elde edilecektir. Bunu başaran firmalar vardır ve tecrübelerinden istifade etmek gerekir.
Yani yurt dışında üretim yapan bir tesise sahip olmak, aynı anda rahatlıkla ve güvenle ihracat yapabileceğiniz bir müşteriye de sahip olmak demektir. Yani yurt dışında sahip olduğunuz tesise hammadde ve yarı mamul ihracatı imkanları artacaktır. Bu konuyu çok iyi anlamalı ve değerlendirmeliyiz.
“Türkiye İçin Çıkış Yolu Yurt Dışında Yatırım” bir slogan olmalı, meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları ve herkes bu konuyu sahiplenmelidir. Devletimiz de yurt dışında yatırım yapan şirketlerimizi yakından izlemeli, her zaman destek olmalı ve yanlarında olduğunu kuvvetli bir şekilde hissettirmelidir. Bu firmaların yurt dışında karşılaştıkları problemlerinin çözümü için farklı organizasyonlar, yöntemler ve uygulamalar geliştirilmelidir.
Yurt dışında yatırım planlayan tüm firmalarımızı hızlı davranmaya davet ediyor ve onlara sonsuz başarılar diliyorum.-Ağustos 2017